EMİRGAN
BALTALİMANI KEMİK HASTANESİ NE GÜZEL OLMUŞ
Hastanenin koridorlarında acile gitmek için yürüyorum. Her taraf
pırıl pırıl, sessiz, personel saygılı ve çok iyi organize olmuş.
Tebrikler..
Hani bir söz vardır…
Derler ki; Allah insanı hastaneye düşürmesin ama aratmasın da.
Hakikatten de öyle. Ben geçen gün acil bir durum nedeniyle
hastaneye gittim. Bir yakınım düşmüş parmağını kırmıştı. Neler
görüp, neler yaşadığımı birinci elden sizlere aktarayım. Ama
sanırım bu sefer yazdıklarıma inanamayacaksınız. Çünkü ben de
gördüklerime inanamadım…
Saat 19.00 civarlarında Emirgan’daki Baltalimanı Kemik
Hastanesi’ndeyiz. Acil servise sorduk, gösterdiler. İki koridor
geçerek, servise ulaştık. Şöyle ilk gözüme çarpanları size
anlatayım. Üç, dört tane genç doktor tertemiz beyaz
kıyafetleriyle ve beyaz ayakkabılarıyla başvuruda bulunan
hastaları sırayla beyaz perdeli bakım ünitesinin içine
alıyorlar, tedavilerini yapıyorlar. İki melek hemşire
hastalarının bakımlarıyla ilgileniyor, sargılarını sarıyorlar.
Kısacası ilk anda kendimi hani o televizyonlarda seyrettiğimiz
doktorlar ile ilgili Amerikan dizisini izliyorum zannettim.
Yakınımın önce kaydı yapıldı. Anında röntgeni çekildi.39 milyon
liralık bir ücret alındı. Makbuz ve film ile birlikte
bahsettiğim acil kliniğine geldik. Ne ses var ne seda… Ne
gürültü ne de patırtı…
İŞLER TIKIR TIKIR
İşler bir saat intizamıyla, tıkır tıkır yürüyor. Genç doktor
içeri aldığı hastasının röntgenine baktı. Parmakta küçük bir
kırık olduğunu teşhis etti ve elini çelik bir kafesle sararak;
“Geçmiş olsun kardeşim on gün sonra aç bak. Yine bir şey olursa
biz buradayız” dedi.
Ben hastamla beraber doktora teşekkür edip giderken, acaba beni
tanıdılar mı diye düşündüm. Ama tanımamışlardı. Kemik
Hastanesine mi geldik, hastamızı tedavi mi ettirdik, yoksa rüya
mı gördük, bir türlü anlayamadım. Hastane o kadar güzel dizayn
edilmiş ve o kadar güzel bir organizasyon içinde çalışıyordu ki,
kendilerine teşekkür etmeyi üzerime düşen bir vazife addettim.
|